The Decemberists – The Tain

Evet, sayın sıfıra yakın okur kitlemiz. Afiyettesiniz inşallah? Sizlere bazı haberlerimiz var. Sıkı durun, çok değişik ruh halleri göndereceğim yine sizlere.

Fark ettim ki neredeyse bir aydır yazmamışım. Zannetmeyin ki tamamen plansız, programsız, kaotik bir oluşumuz. Bildiğiniz sabah akşam blog hakkında konuşuyoruz, sabah akşam her boş vakitte blog’da tanıtmaya değecek albüm arıyoruz. Son bir aydır, dinlediğim albüm sayısı inanılmaz bir rakam ve uzaklardan GK’den de benzer haberler ulaşıyor sürekli bana. Sosyal hayatımız pitchfork şekilciliğinden uzak bir kaynak yaratmaya çalışarak geçiyor ve bu yazar tıkanması ve haritasızlık birleşerek git gide daha küçük bir dünyada yaşamaya itiyor bizi. Sonunda birkaç gün önce eytere’yi bastım ve GK’ye bir manifesto yolladım.

Kendisi de ok verdi ve sonuç şunu gösteriyor; Artık biraz daha “sizlere” anlatacağız albümleri (yani daha az inside joke), biraz daha kaliteyi ön plana çıkaracağız, bu açıdan da artık blogumuzun altın kuralı olan “sadece bize yeni olan şeyler”i biraz bozacağız. Yani artık uzun zamandır sevdiğimiz, saydığımız albümleri de burada görebileceksiniz. Ancak yine yeni bir şeyle geldim sizlere. Sonunda “işte bu” dediğim bir albümü keşfettim ve sizlere tanıtmaya geldim.

Aslında The Decemberists pek de bir pitchfork şekilcisi olmayan grup değil ama beni idare edin. Zira kariyerinin başlarında çıkardıkları bu EP baya beni aradığım coşkuya ulaştırdı. Destanları ve ortaçağ hikayelerini çok seven ve hala bile sahne şovlarında bunları aşırı ön plana çıkaran indie folk grubumuz The Decemberists, bu EP’lerinde de bir İrlanda epiği olan Táin Bó Cúailnge’ye selam ediyor. Ancak konuya hakim olmak için pek şarkı sözleri yetmiyor, gölge tiyatrosu şeklinde çekilen klipleri çok daha öğretici.

Hikaye aşağı yukarı krallık/kraliçelik mertebesindeki bir karı koca olan Medb ve Ailill’in birbirleriyle ölümüne bir mal varlığı kıyaslamasına girmesini ve Ailill’in sahip olduğu aşırı verimli bir boğa olan Finnbhennach’ın kıskançlığıyla Medb’in benzer bir boğa olan Donn Cuailnge’i ele geçirmek için uzak diyarlara açtığı savaşı anlatıyor.

EP’miz 5 part’a ayrılmış tek bir şarkıdan oluşuyor. Ve hikaye de birden fazla karakterin ağzından anlatılıyor. Tüm bunlar bize belki sırasıyla önce Jetthro Tull epiği Thick As A Brick’i sonra da progressive metal epikleri Operation Mindcrime ile Metropolis Part II hatırlatıyor biraz. Sonra da tabii ki diyoruz ki, bu indie folk grubunda müzikal olarak da progressive ipuçları bulabilir miyiz?

Aslında bayağı bir bulabiliriz. Baştan sonra hammond orglar ve ritm düzeni değişiklikleriyle The Decemberists çok ilginç bir müzikal deneyim yaratıyor. Üstüne de multi enstrumantalist lead vokalistimiz Colin Meloy’un çiğ vokalleri eklenince beynimde bir şimşek çakıyor. Acaba “In the aeroplane over the sea”nin daha progresif bir versiyonunu mu buldum? Aynen de öyle!

hqdefault
Huzurlarınızda dünyanın en tuhaf insanlarından NMH ozanı Jeff Mangum.

Plak versiyonunda Decemberists bu Ep’yi başka aşırı erken dönem kayıtları olan 5 songs’la birleştirmiş ancak bu yazıyı yazarken henüz 5 songs’u dinlemedim. Daha çok ilk saniyesinden aşık olduğum The Tain üzerine bir inceleme bu.

Aşırı çiğ ve derin bir klasik gitar ritminin üzerine giriyor Meloy’un sözleri. Saniye 43’ü gösterdiğinde ise her türlü imkanla dalıyorlar aynı ritmin üstüne. Fazla vuruşla çalınan davullarda resmen bir Keith Moon havası sezinlenirken part II’ya geçiyoruz. Ancak kusursuz bir geçişle tabii ki part değiştirdiğimizi anlamıyoruz. Sonra ritmler şekil değiştiriyor ve kaptan tarafından şöyle deniyor:

[Captain]
In this place called heavenly
You were born here
This place called heavenly
You were born here
You were born here

Maalesef ve gerçekten çok üzülerek söylüyorum, The Decemberists bu tarzı günümüzde bu kadar başarılı icra etmiyor. Ancak uzun bir süre yine de radarıma girmeyi hak edecek bir iş çıkarmışlar. Part III’e geçiş yaparken tempolar düşüyor ve elektrik gitarın ne muhteşem bir şey olduğunu bize hatırlatan bir melodiye başlıyoruz. Üzerine Meloy’un aynı tip vokalleri girince yine ve yine diyoruz; Neutral Milk Hotel vokalisti Jeff Mangum ne de beğenmiştir bu albümü.

Part III aynı zamanda liriksel olarak Táin Bó Cúailnge’ye en bağlı şarkımız. Zira Medb’in açtığı savaştan bir askerin ağzından dinliyoruz bu bölümü. Müthiş bir koro atışmalı partisyondan sonra tekrar yavaşlıyoruz ve çello giriyor ve üzerine tekrar koro atışmamıza dönüyoruz. Gerçekten de bu albümle karşılaştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. İşin ilginç yanı tüm bunlar yine bir boğa için.

Bodacious_the_Bull
Bodacious’a yine buradan selam ediyoruz.

Part IV’e ise puslu, distortion’lı bir dişi vokalle başlıyoruz. O kadar masumane ve net bir vokal ki bu aklımıza Kanada’nın en hisli dişi sesleri “Stars”, “Arcade Fire” ve “Metric” geliyor. Portland’lı grubumuz The Decemberists de epey bir kuzeyli olduğundan bir bağlantı olabilir gibi geliyor. 01:06’da grubumuzun enstrümantal olarak nasıl zengin olduğunu bize hatırlatan bir karnaval müziği bölümüne geçiyoruz. Keşke diyoruz hala bu şekilde zengin ve raw çalsalar ancak yeni işleri daha ortamlara yönelik gibi geldi bana.

 

Kapanışımız olan Part V, aynı Thick As A Brick’te albümün B tarafına geçermiş gibi kısılıp yeni bir trackle başlıyor ama aynı TAAB’daki gibi bağlantıyı kurabiliyoruz. Ve yine bütün bu muhteşem konsept albüm işlerindeki gibi ilk melodiye bağlanarak devam ediyor. Ve tabii ki albümün geri kalanını taçlandıracakcasına bir finale doğru ilerliyor.

iananderson120215w
Ian Anderson hakkaten de Progresifle folk’u birleştirip çingene cazı yapan ilk kişi olabilir.

Geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden nobel ödüllü yazar V.S Naipaul bir keresinde “Kadınlar o kadar hislerine teslim yazı yazıyor ki en fazla bir paragrafta bir yazıyı yazanın cinsiyetini doğru tahmin edebilirim” demişti. Tabii ki çok tepki alan bir laf oldu bu ve hatta literatüre “Naipaul testi” diye bir yazıyı yazanın cinsiyetini tahmin etme testi olarak geçti. Bundan bahsetmemin nedeni şu, cinsiyetim değil belki şu an konu ama bu yazıyı yazarkenki hissiyatlarım ne kadar açık ediliyor?

Emin değilim, kurgusal olmayan bir çözümleme sonuçta bu yazı ama ipucu vermem gerekirse aşırı heyecanlı, aşırı umutlu ve huzurluyum. Güzel şeyler olacak, güzel şeyler yazılacak, güzel rüzgarlar esecek ve alternatif evrenlerimizin en iyisini bu oluşturacak gibi hissediyorum. Sonuçta içinde olduğumuz bu ve Bahamalar açıklarında teknede olduğum evren bok yiyebilir. Onda belki The Tain’i dinlememiştim ve derin düşünceler sahibi olacağım şu anki boşluğumu hiç yaşayamamıştım. İşim olmaz.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s