Büyük Ev Ablukada – FIRTINAYT

Yine başımdan büyük bir işe kalkışıyorum abi. Yukarıdakiler ve aşağıdakiler bağışlasın. Sana hiç sevmediğim bir grubun, bana kalırsa Türk müziğini çok fena yollara saptıran bir oluşumun ikinci albümünden bahsedeceğim. Geçtiğimiz son birkaç ay içinde, bir şekilde kendimi arada dinlemekten alıkoyamadığım bir albüm bu.

Klavyenin tuşlarına basarken bile zorlanıyorum. Büyük Ev Ablukada‘nın FIRTINAYT‘ını, geçtiğimiz iki haftada kendime tekrar tekrar dinleyecek yeni bir albüm bulamadığımdan ötürü biraz zorla, biraz da artık bu deneyim hakkında iki kelam etmek istediğimden seninle paylaşıyorum.

Huyumdandır direkt olaya giremiyorum. Büyük Ev Abluka’dan bahsetmek istiyorum. Kendilerine aslen yıllardır maruz kalıyordum. Önce Moda’da bir evde dumanlı kafayla denk gelmiş olmalıyım şarkılarına. Onlara ve onlar gibi olmaya çalışan tonla acayip müzik grubuna da tabii ki. Ne büyük çileydi yarabbim. Sonra 1MM’de, kendimden ortalama on yaş küçük olan iş arkadaşlarımla da çok dinledim onları. Türlü şarkımsı şeylerinin akustik kayıtlarını, konser kayıtlarını ve ilk albümleri Full Paça‘yı defalarca hiç bir şarkılarının adını bilmeden dinledim. Dinlerken de düşünmeden edemedim.

Kendilerini ciddiye almamayı büyük bir ciddiyetle becerdiğini sanan bu insanların yaptığı şeydeki ikiyüzlülüğü fark eden bir ben miydim? Şarkı söylemekle, ağzında bir şeyler gevelemek arasında bir fark gözetmeksizin, önündeki mikrofona kafasına göre mırıldanan vokalistleri, zaten prime time’da en yukarılarda olan dizilerden birkaçında irili ufaklı rollerde oynamış Bartu Küçükçağlayan değil miydi? Bu adamlar ve yaptıkları şeyin anlamsızca tutması yüzünden tonla abuk sabuk isim tamlamalı grup Kadıköy’de türemişler ve bir zamanlar yine aynı yapmacıklıkla sarmalanmaya çalıştığım “raad“‘lığın çok daha fena bir halini berbat müzikler yaparak sergilemiyorlar mıydı? Beter olsundu Büyük Ev Ablukada ve diğerleri. Bana kendi açmazlarım yeterdi.

Samimi söylüyorum, hala bu yazıyı yazarken bu adamlardan bahsetmek çok garibime geliyor. Düşün ki yukarıda yazılanları, etrafındakiler tarafından yuhalanmamak için yüksek sesle bir türlü dile getiremeyen ben, nasıl oluyor da onların bir albümünü sana önerebilirdi değil mi? Geliyorum oralara abi.

Sene 2017 oldu sonra ve FIRTINAYT çıktı ve birilerinin evinde albümü ucundan dinlemek nasip oldu ve dedim ki, adamlar müzik yapmaya başlamış hafiften. Yine de kendimi bir şekilde Spotify ya da başka bir yerden bir şarkılarını kendi isteğimle açmaktan alıkoyuyordum. En nihayetinde geçtiğimiz aylardan birinde şu klibe denk geldim.

Caps Lock açık bir şekilde, bağıra bağıra HEPSİNE NE FENA‘nın klibini bir kez izlemek, şanıma yakışır bir kıvırmanın da başlangıcıymış, bilmiyordum. Ben, senin ve biricik karının ansızın kaçıp gittiği bu diyarda hem müzik, hem de bir video klibi olarak bu kadar güzel bir şeyin yapılabileceğine dair inancımı yıllar önce yitirmiştim oysa ki. Başından sonuna kadar ağzım açık bir şekilde izlediğim klip, aynı zamanda Büyük Ev Ablukada’nın da ilk resmi müzik videosu, klibi, profesyonel işiymiş abi.

Bartu Küçükçağlayan’ı o günlerde bir de Kelebekler diye bir filmde izledim. İçim daha bir karıştı. Herife hayran oldum lan. Elimde üzerinde kocaman kel kafasının bir çizimi olan bir bayrak olsa, başıboş sokaklarda üstümde pijamalarla kendisine tezahürat yaparak kollarımı bir sağa bir sola savurasım geldi.

Çok kötü yenilmiştim abi. Büyük Ev Ablukada o günlerde beni böyle yere serdi işte ve arada yapıştığım zeminden kalkar gibi olduğum her an, FIRTINAYT’ı bir daha açıyor ve yine kendimden geçmek için albümdeki her hangi bir şarkının o tüyleri diken diken anını bekliyorum.

Keşke bir sahilde ya da sizin evlerden birinin balkonunda bilmem kaçıncı biramızı içerken bana ilk sen dinletseydin diyeceğim kadar sevdiğim GÜNEŞ YERİNDE ile açılıyor albüm. Hani şarkı 9 dakikadan fazla sürüyor ve seni öyle bir ele geçiriyor ki, ortalarında falan; “Biz neredeyiz abi şimdi? Nereden geldik, nereye gidiyoruz?” diyorsun. Zaten albümü de ilk dinleyişimde de bu şarkı bittiğinde karşımda basmakalıp bir indie-saykodelik-disko-pop albümü olmadığını anlamıştım.

GÜNEŞ YERİNDE, zaman içinde kendi yettiğince evrilip başka şarkılara dönüşüyor ve albüm ilerliyor ama bir HOŞÇAKAL KADAR var ki albümde, ortasında bir yerlerde Bartu şöyle diyor

Sevmedin mi beni?

Hoşçakal kadar?

Belki de çok uzun zamandır anadilimde bir şeyler dinlemediğim için, bu beş kelimelik iki satır beni her defasında içimde bir yerlerden çok fena yakalayıp silkeliyor. Albüm devam ederken HEPSİNE NE FENA geliyor ve

Kandırıyorum

Herkesi

Önce kendimden başlıyorum

Sanırsın şeytan taşlıyorum

diyor Bartu ve yine kendi kendime mutlu oluyorum. FIRTINAYT bana kalırsa bu üç şarkının egemenliğinde süregelen, dans ettirmeye çalışırken tek bir ritm üzerinde giden, her anında benim buralarda tırnak içine aldığım tonla garip cümle, isim tamlamasını bir araya getiriyor ve sona eriyor bir şekilde.

Grubun elemanlarından bir tek Bartu’yu tanıyorum, o da işte dizilerden filmlerden. Bir grup ya da oluşum olarak da tam olarak ne yapmaya çalıştıklarını da anlayabilmiş değilim. Büyük Ev Ablukada’nın üzerine gidip kendileri hakkında bir şeyler öğrenip okumak için biraz çabaladıktan sonra, Gaye Su Akyol denen garip kadını da bir şekilde müzik dünyamıza kattıklarını öğrendim. Bak işte yine sinirleniyorum abi. İşte bunlar, bunların yüzünden dışarıda canlı müzik namına dinlemeye değer bir şey kalmadı diye hayıflanıyorum. Neyse biz yine albüme dönelim.

FIRTINAYT, Büyük Ev Ablukada’nın elektronik müzikle sevişmeye çalıştığı bir projeymiş meğer. Tonla konser vermişler ve şarkılar da o performanslar içinde eğile büküle bu hale gelmiş. Akustik takılıyorlarmış da eskiden, artık synth’lere vurmuşlar kendilerini. Türlü türlü takma adlarla, mahlaslarla geçinip gidiyorlarmış. Herkes bu yaşadıkları kafaya ayrı hastaymış. Kendi plak şirketleri, stüdyoları, konser alanları, evleri ve çok daha fazlası varmış. Bunları da, birkaç saat önce hala hazmetmeye çalıştığım berbat bir KFC menüsünü yerken okudum. Hepsi önemsiz detaylar lan aslında.

Onlar, ne buraların Daft Punk’ı, ne Tame Impala’sı ne de başka bir şeyi abi. Onlar, kendileri asla kabul etmeyecek olsa da, Türk müziğinin başına gelen en büyük fenalıklardan Üçüncü Yeniler akımının ele başları. Ellerindeki imkan, boş vakit ve tonla gitarla bir şeyler denemişler. Okudukları, dinledikleri ve yaşadıkları bu şehre sırtlarını dönmek yerine onu sahiplenmeyi seçmişler. Ve bana kalırsa FIRTINAYT’la ilk defa dinleyicilerine değer verip bir şeyler kaydetmeye karar vermişler ve bu enfes albüm ortaya çıkmış.

FIRTINAYT’ın bizi büyük bir ayrıma sürükleyeceğine eminim. Umarım yanılıyorumdur. Baştan sona bir kere dinlemeni de, ilk dinleyişinde benim kadar sevmeni de beklemiyorum ama senin de GÜNEŞ YERİNDE’ye bir şans vermeni can-ı gönülden istiyorum abi.

Suadiye sahilinde, deniz kıyısını iyice gören bir bankta otururken ve yağmur hafiften atıştırırken çok da güzel gidebilen bu albümü, gözüm kapalı bir şekilde sevip sevmediğim herkese öneriyorum. İster Büyük Ev Ablukada hakkında benim gibi ön yargılı ol ve bu albüme kadar yaptıkları bütün özensiz şeyler yüzünden onları gözardı et, ister sadece senin tarzın olmadığı, sana gitmediği için dinlememeyi seç, oralarda bir yerlerde her dakikasında sana keyif vermek için çalınan gitarlar, bir kere seni yakaladı mı hiç bırakmayacak söz öbekleriyle dolu şahane bir albüm seni bekliyor.

Ve şimdi beni rahat bırak abi, azıcık daha dinlenip yatacağım. Öperim.

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s